
Giresun, fındığın anavatanı ve dünyanın en kaliteli fındığına sahip olan ildir. Deniz kıyısından yüksek köylere kadar uzanan arazilerin üzerinde bulunan ilimiz fındık bahçeleriyle kaplıdır. Tüm dünyada ve ülkemizde de olduğu gibi Giresun’da da fındığın, kuruyemiş ve çerez olarak tüketilmesinin yanında, yemekleri, pastaları ve fındıklı tatlıları da bulunmaktadır. Giresun fındığının bir çok çeşidi vardır. Bunlardan bazıları, Tombul Fındık, Sivri Fındık, Kuş Fındık, Yassı Badem Fındık, Yuvarlak Badem Fındık dır. Şehrin hemen her noktasında ulaşabileceğiniz fındık ve fındık ürünlerinin ilimizden bir lezzet olarak kolayca götürmeniz mümkün olup, dünyanın en kaliteli fındığı olan Giresun Fındığını afiyetle yemediniz dileğiyle.
Kaynak: Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Arşivi.

Ülkemiz florası da coğrafik yapısı dolayısıyla gerek topoğrafik, gerek fitocoğrafik etmenlerinden ötürü kayda değer bir konumdadır. Bugün Türkiye’de 11.700 civarında tanılanmış -çiçekli- bitki yaşamaktadır. Buna çiçeksiz bitkileri de dahil ederseniz sayı 14 bine yaklaşmaktadır. Avrupa kıtasını göz önünde bulundurduğumuzda bütün Avrupa ülkelerini kapsayan bu alanda sadece 13 bin civarında bitki bulunması şaşırtıcıdır.
Yani sadece bizim ülkemizin flora zenginliği tüm Avrupa’dakinden daha fazladır. Bununla beraber doğal ormanlarımızın da Avrupa’dakinden katbekat fazla olduğu bilinmektedir.
Akla ilk gelen sorulardan biri; ‘bu kadar zengin bir ülkede orijini (anavatanı) Türkiye olan bitkiler yok mu?’dur. Elbette var; bunlardan biri kirazdır. Kiraz ilk keşfedildiğinde Giresun civarında keşfedilmesinden olsa gerek Giresun’un eski adı verilmiştir; Cerasus. Bilimsel adı (cins adı) Cerasus olan kiraz, gülgiller (Rosaceae) ailesine mensuptur ve anavatanı Türkiye olan onlarca bitkiden yalnızca biridir.
Cengaverliğinden çok boğazına düşkünlüğü ile ün salmış olan Romalı Lucullus, M.Ö. 68’de Pontus kralı Mithridates’e yenildikten sonra, Giresun civarında kirazı İtalya’ya götürmüş ve bu meyve oradan bütün dünyaya yayılmıştır. Türkçe adı ‘Kiraz’, Fransızca ‘Cérise’, İtalyanca ‘Cregiola’, Almanca ‘Kirsche’ ve İngilizce ‘Cherry’ sözcükleri hep ‘Cerasus’ (Kerazus okunur)’dan türemişlerdir.
Artık kiraz alırken ve yerken farklı bir gözle bakın; afiyetle ve gururla yiyin!

Türkiye’nin hemen her şehrinde olduğu gibi Giresun ilinin de kendine has yöresel lezzetleri bulunmaktadır. Sebze yemeğinden et yemeğine, salata çeşitlerinden tatlılarına kadar Giresun, kendini diğer şehirlerden ayırmaktadır. Karadeniz Bölgesinde bulunan Giresun ili, bulunduğu coğrafi şartlar itibariyle zengin bir mutfak kültürüne sahiptir.
Giresun iline özgü birçok meşhur yemek, içecek, hamur işi ve tatlılar vardır. Ama Giresun denince akla ilk gelen yöresel lezzetler karalahana çorbası, çalıçileği çorbası, mendek çorbası, etli pancar sarması, ısırgan yemeği, fırın kurusu fasulye, hamsi böreği v.b. Bu yöresel lezzetlerin dışında Giresun iline özgü diğer yöresel lezzetleri de anlatmaya çalışacağız. İşte sizlere Giresun yöresine ait lezzetler…
Sponsorlu Bağlantılar
Giresun Yöresel Yemekleri
Karalahana Çorbası
Çalıçileği Çorbası
Mendek Çorbası
Etli Pancar (Karalahana) Sarması
Isırgan Yemeği
Fırın Kurusu Fasulye
Hamsi Böreği
Yağlaş
Karalahana Diblesi
Fasulye Diblesi
Taflan Tuzlusu Kavurması (Daphne)
Yeşil Domates Tuzlusu Kavurması
Kiraz Tuzlusu Kavurması
Merevcen (Diken Ucu) Kavurması
Fasulye Turşusu Kavurması
Mantar Kavurması
Pezik (Pazı) Mıhlaması
Sakarca Mücveri
Merevcen (Diken Ucu) Mücveri
Pezik (Pazı) Mücveri
Tel Kadayıf
Samaksa
Siron
Katmer
Mısır Unu Ekmeği
Hamsili Mısır Ekmeği
Pideler
Fındıklı Badem
Fındıklı Güllaç
Pezik (Pazı) Kökü Turşusu
Fasulye Turşusu

Giresun gerek bulunduğu coğrafi bölgenin gerekse Ülkemizin doğal ve kültürel varlıkları konusunda potansiyel açıdan önemli kentlerden biridir. Sahip olduğu bu zenginlikte özellikle Giresun Adasını ön plana çıkmaktadır. İlimiz Merkez Gedikkaya Mevkii karşısında kentin 1.6 km. açığında, 40.000 m2 yüzölçümüne ve denizden 30 metre yüksekliğe sahip olan Giresun Adası (eski adı ile Aretias, Khalkeritis), Doğu Karadeniz’de antik çağda ve ortaçağda yerleşime sahne olmuş tek adasıdır. Mülkiyeti Hazineye ait olan ve birçok açıdan sahiplenmesi gereken evrensel bir değer olarak karşımıza çıkan ada; 2. Derece arkeolojik ve doğal sit alanıdır. Ada üzerinde ortaçağdan kalma surlar, 1 adet kilise, 1 adet şapel, 1 adet sarnıç, çok sayıda pithos ve mezar yapıları vardır. Üzerinde kazı çalışmalarına devam eden adanın tarihi, arkeolojik buluntulardan hareketle Milattan Önce 300’lü yıllara kadar inmektedir. Gerek mitolojideki yeri, gerek üzerinde yer alan kültür varlıkları bakımından Doğu Karadeniz’deki üzerinde yerleşim olan tek ada hüviyetindeki Giresun adası aynı zamanda kuş türlerinin önemli bir üreme ve yaşam alanıdır.
Giresun Adası birçok mistik hikayeyi de bünyesinde barındıran önemli bir alandır. Bunlar arasında mitolojik kahraman “Herkül’ ün ve Argonotların Altın Post Efsanesi”, “Kral Mitridates’in Kızı ve Çoban Hikayesi”, “Hz. Yusuf’un Altın Heykeli” ve “Amazon Kadınları Efsanesi” sayılabilir. Adada bulunan, Latincede “Humuza” kelimesinden gelen ve doğum anlamında kullanılan Hamza taşı adı verilen bir kaya parçası, Kibele inancının adada varlığını devam ettiren bir kanıt olarak durmaktadır. Hamza taşına çocuğu olmayan çiftler kaya etrafında dualar etmekte hatta bir geceyi de adada geçirdikleri bilinmektedir. Doğurganlığın ve bereketin bir sembolü olarak görülen Hamza taşı etrafında şekillenen gelenek her yıl mayıs ayının 20 sinde “Mayıs Yedisi” törenleri ile “Aksu Şenlikleri” kapsamında devam ettirilmektedir.
Giresun Adası’na Nasıl Gidilir?
Giresun Adası’na Giresun Limanından hareket eden tekne turu ulaşmanız mümkün.
Giriş Ücreti: ÜCRETSİZ
KAYNAK: Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Giresun Kalesi Nerededir?
Kale birinci derece doğal ve arkeolojik sit alanı olan ve Giresun’u ikiye bölen yarım adanın en yüksek yerinde, şehre hakim volkanik kayalık üzerinde yer almaktadır. Giresun Kalesi’nin ne zaman yapıldığı konusunda bilgiler yeterli değildir. Bununla beraber bazı kaynaklar M.Ö II. yüzyılda Pontus Kralı I.Farnakes tarafından yaptırıldığını göstermektedir. Bizans Dönemi‘nde, denizden 100 metre yükseklikte bulunan kale yaygın bir yerleşime sahne olmuştur. Bu yüzden de buraya kale-şehir sözcüğü yakıştırılmıştır. Yapı, iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. İç kalede bir saray kalıntısı bulunmaktadır. Kale duvarları güneybatıdan başlayarak kenti çevrelemekte ve kuzeydoğuya uzanmaktadır. Kalenin kuzeyinde ise blok taşlarla örülmüş mağaraların sığınak olarak kullanıldığı düşünülmektedir.
Kalede milli mücadele kahramanı Topal Osman Ağa’nın anıt mezarı bulunmaktadır. Kale günümüzde piknik ve gezi alanı olarak düzenlenmiştir. Antik kaynaklarda “Bronz Duvarlı Kale” olarak anılan Giresun Kalesi’nin surlarının Helenistik Dönem‘e ait olduğu düşünülmektedir. Kale yeşil ve mavinin buluştuğu Giresun’u yüksekten izlemek için de ideal bir noktadır.
Giresun Kalesi’ne Nasıl Gidilir?
Giresun Kalesi’ne yaya ulaşımının yanı sıra, şehir merkezinden hareket eden araçlarla (şehir içi kale dolmuşları) ulaşmanız mümkündür.
Giresun Kalesi Giriş Ücreti: Ücretsiz
Kaynak: Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Tirebolu ilçe merkezinde bulunan tarihî Tirebolu Kalesi (Saint-Jean) ilçenin kuzeyinde deniz içerisindeki bir yarımada üzerinde yer alan küçük bir kaledir. Yarımadanın doğal yapısına uygun olarak inşa edilen kaleye güneyden dik bir merdivenle çıkılır. Kale moloz taş malzeme ile yığma olarak inşa edilmiştir. Giriş kente bakan basık kemerli bir açıklıktan sağlanır. Surları aralıklarla dışarıdan payandalarla desteklenmiştir. Kalenin içerisinde salnamelerde Meryemana Kilisesi olarak adlandırılan küçük bir şapel ile bir de mescit kalıntısı vardır. Kalede Osmanlı Dönemi‘ne ait çok sayıda mezar taşı bulunmaktadır. Kale surları günümüze kadar sağlam gelebilmiştir. Daha önceki yıllarda geniş çaplı restorasyon ve onarım gören Tirebolu Kalesi, bölgenin en güzel tarihî eserlerinden biridir.
Tirebolu Kalesi Giriş Ücreti: Ücretsiz
Kaynak: Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Giresun Arkeoloji Müzesi Nerededir?
Giresun Arkeoloji Müzesi olarak kullanılan yapı eski kaynaklarda ismi Aziz Nikola Kilisesi olarak anılan kilisedir. Eski adı Gogora Mahallesi olan Zeytinlik Mevkii’nde yer alır. Kilise bir avlu içerisinde yer almaktadır ve doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Kilisenin ana girişi batıdan olmakla birlikte kuzey ve güneyden tali girişleri vardır. Ana kapının iki yanı kabartma sütun profiliyle ve alın kısmı burma sütunce ile bezenmiştir.
Üzerinde on iki pencereli kasnaklı kubbesi bulunan kilisenin naosu, iki sıra sütun ile üç nefe ayrılmıştır. Orta nef yan neflerden daha geniştir ve her nefin ucunda bir apsis bulunur. Üçlü apsis içeride dairesel dışarıdan ise beşgen plana sahiptir. Orta apsis yan apsislerden daha geniş ve yüksektir. Neflerin üzeri tonoz ile kaplanmıştır. Kilisenin kuzey yanında “Papaz Evi” olarak anılan yapı, kalıntılarından yola çıkarak 1990’lı yıllarda yeniden inşa edilmiştir. Papaz Evi’nin batı duvarına bitişik, birbirine paralel uzanan iki adet mahzen vardır. Beşik tonozlu olan mahzenler günümüzde sergi salonu olarak kullanılmaktadır. Kilisenin güney ve Papaz Evi’nin batı cephesinde iki adet çeşme bulunmaktadır.
Sergilenen eserler: Müze içerisinde Eski Tunç Çağı, Hitit, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait antik eserler, taş kabartmalar, eski tarihlerde kullanılan silah, giysi ve para örnekleri sergilenmektedir.
Giresun Arkeoloji Müzesi’ne Nasıl Gidilir?
Şehir merkezinde olup, yaya ve araç yoluyla ulaşım kolaydır.
Giresun Arkeoloji Müzesi Ziyaret Saatleri: 08:00-17:00
Giresun Arkeoloji Müzesi Tatil Günleri: Dini bayramların ilk günü öğlene kadar.
Giresun Arkeoloji Müzesi Giriş Ücreti: Ücretsiz
Kaynak: Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Kent merkezine 32 kilometre uzaklıkta bulunan, 20 bin nüfuslu Dereli’deki Kuzalan Tabiat Parkı içerisinde yer alan Mavi Göl, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Tabiat parkı ve Mavi Göl, bin 800 metre devam eden traverten ve şelalesi ile dikkati çekiyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde sodalı suyun dere halinde aktığı tek yer olma özelliğine sahip Mavi Göl’de özellikle belirli aylarda turkuaz rengine bürünen su, ziyaretçileri hayran bırakıyor. Büyüklü küçüklü 3 gölden oluşan, halk arasında ‘Sodalı Göl’ diye adlandırılan Mavi Göl’ün suyu, kireç taşları ve sodalı suyun etkisiyle turkuaz rengi alıyor.

Ülkemizde bilinmeyen, sözü edilmeyen o kadar güzel yerler var ki…Her geçen gün yeni bir tanesini keşfederek haritama ekliyorum. Ve zamanı geldikçe o yerler listemden bir bir çıkıyor. Bugün de yakın zamanda görme fırsatı bulduğum güzelliklerden 2 tanesi ile karşınızdayım
Bahsedeceğim yerlerin varlığını, bir arkadaşımın İnstagram’da paylaştığı fotoğraf sayesinde öğrendim. Buna “sosyal medyanın gücü” de diyebiliriz
Hemen ondan bölgenin koordinatları hakkında bilgi alsam da, göl için kesin bir yol tarifi elde edemedim. Netten de aramalarıma devam ettim, fakat yolu hakkında yazılan şey sadece şelaleye 1 kilometre uzaklıkta olduğuydu. Google Earth üzerinden bile şansımı denedim. Çaresizliğimi siz düşünün
Haritadan bir bölgeyi gözüme kestirdim ve ona göre yola çıktık.
Kuzalan Şelalesi’ne Nasıl Gidilir?
Giresun Dereli ilçesine 20, şehir merkezine ise yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta bulunan şelale, Giresun – Şebinkarahisar yolu üzerinde bulunuyor. Bu yolu kullanırken şelaleyi atlamanız mümkün değil
Yaklaşık 20 metre yükseklikten akan şelale güzel bir manzara oluşturmakta. Eğer bu doğal güzelliği fotoğraflamak isterseniz, aracınızı 100 metre uzaklıktaki park yerine bırakmanız gerekiyor. Ancak insanımız tabii ki bu kurala uymuyor
Şelalenin döküldüğü yer bel hizasını geçmeyecek derinlikte. Yani yüzme bilmeyenler de suyun altına girip serinleyebilir.
Kuzalan Şelalesi – Serinleyen benim
Şelalenin bulunduğu bölge aslında bir tabiat parkı. Yol üstünde kalan şelalenin haricinde park alanında da bazı şelaleler mevcut. Travertenler ile birlikte oluşan görüntü denilene göre Pamukkale’ye rakipmiş
Tabiat parkına ait bir de göl var ki; orası benim için ayrı bir yere sahip. İşte orası Mavi Göl.

Giresun’un Dereli ilçesinde 1750 metre yükseklikte kurulan Kümbet Yaylası kendisiyle aynı ismi taşıyan Kümbet Köyünde bulunur. Kümbet Yaylası, Kümbet köylüleri ile Uzundere köylülerinin kullandığı geçici bir yerleme alanıdır. Yaylanın orman örtüsü, tabiatı, yöreye özel mimari evleri, muhteşem temiz havası ile Giresun’un en önemli turistik yaylası konumuna da gelmeyi başarmıştır.
Geleneksel yaylacılık aktivitelerinin günümüzde de yapılmaya devam edildiği Kümbet Yaylası Osmanlı döneminden bu yana yöre halkı tarafından kullanılmakta ve bölgede sayfiyeler (yazlık evler) bulunmaktadır.
Yayla Karadeniz’in 16 diğer yaylasıyla beraber 1991 yılında turizm merkezi ilan edilmiştir.